İş aramak!
Erman Aktan | Güncel
Bu çok zor birşey olmasa gerek, sonuçta herkes bir şekilde hayatını devam ettirmek için iş güç sahibi oluyor. öyle veya böyle... Peki bu çoğunluğun içinden kaç kişi gerçekten 'istediği' veya 'en iyi bildiği' işi yapıyor?
Yine ne saçmalıyor bu? diyecekseniz, sağ üst tarafta bir çarpı işareti göreceksiniz. Eğer ona tıkarsanız bir sürpriz var! Hamile bir kuş çıkacak monitörünüzden... (Civciv ve kuşu ayrı ayrı verip masrafa girmek istemedik, direkt olarak hepsini bir seferde veriyoruz!)
Beni tanıyan herkesin bildiği gibi Turizm Meslek Lisesi mezunuyum. Dürüstçe konuşmak gerekirse; hayatımın bütünü okumakla değil, okumaya çalışmakla geçti. Hiçbir zaman ödev yapmaktan, tahtaya kalkıp ders anlatmaktan, 'okumak zorunda olduğum' yazıları okumaktan yada 'sonucu bulmak zorunda oluğum için' çözdüğüm havuz problemlerinden hoşlanmadım. Hatta daha açık konuşayım NEFRET ETTİM! Ama hiçbir zaman ben okumayacağım demedim. Bunun sebebi de otobüslere indirimli binmek, sinema/tiyatroda öğrenci sınıfında sayılmak ve öğrenci haklarına sahip olmaktı. Haddimi aşıyor gibiyim.
Eğer yaşadığınız ülkede eğitim pek değerli görülmüyorsa 'eğitim' çıtasını ters çevirip mızrak olarak kullanırsınız. Ben de böyle yaptım... Hatta 11 sene boyunca tek bir ders kitabını açıp okumadan, elimi kolumu sallaya sallaya ÖSS'ye girdim. Dershanelere milyarlarca lira yatırıp çocuklarına özel ders verdiren ailelere nispet yapar gibi barajı da aştım! Tamam... Belki ilk 10'a giremedim, ama yapmam gerekeni yaptım. Dershanelere servet yatıranlar geceleri uykusuz sonuçları beklerken ben gezip tozdum, sınav umurumda bile değildi. Ne girdiğimde ne de girdikten sonra. Hala da değil ve hiçbir zaman da olmayacak.
Sonuçta, hala öğrenciyim. Belki de son senem, fakat mutluyum. çünkü 14 senelik öğrencilik hayatını en iyi geçiren insanlardan biriyim belki de. Hep eğlendim, çok eğlendim. Hiç mi okumadım? Okudum, fakat ne zaman ihtiyacım olduysa. Hala da okurum, tabii ki gerekirse... (Genç, tecrübesiz, hayat yolunun başında ve hatta çömez olabilirim. Fakat 'büyüklerimin' hep dediği bir şey vardı: Her zaman bir şeyler yapmak yerine, doğru şeyi doğru yerde yapmak daha mantıklıdır!)
Yazının yayınlandığı yer bana ait diye rahatça at koşturabileceğimi sandım kusura bakmayın, dolayısı ile konu biraz dağıldı. Neyse... Turizm Meslek Lisesi mezunu olduğum için, 'eğitimini aldığım meslek' olarak hayatım boyunca önüme engel olarak çıkacak turizm dalından pekte hoşlanmıyorum. Fakat bu eğitimi aldığım için pişman değilim. Sonuçta hayatta oldukça işime yarayacak bazı pratik bilgileri bu eğitim sayesinde edindim.
Her şeye rağmen, Teknik Lise mezunu olmayı veya Güzel Sanatlar bölümünde eğitim almayı tercih edebilirdim. çünkü aradığım iş, yani grafikerlik bu eğitimleri almış insanları tercih eden bir meslek. Kesinlikle doğru çünkü grafiker olmak için, elinizin başka dünyaları görebilmesi ve gördüklerini kağıda dökebilmesi gerekiyor. Kısacası yaratıcı olmalı ve başkalarının günlük hayatlarında göremeyecekleri görüntüleri onlara göstermeniz gerekiyor.
Genel olarak tanım budur. Fakat detaylı olarak sınıflandırırsak grafikerlik birçok farklı dalda farklı işler için kullanılabilir. Film afişleri hazırlayabilir, dergi kapakları tasarlayabilir, filmlerde görsel efektler oluşturabilir, billboardlara reklam yapabilir veya bir ürünün etiketini oluşturabilirsiniz. Bunlar sadece birkaçı. Aslında günlük hayatımızda gördüğümüz etiket, reklam, broşür ve gazeteler aslında grafikerlerin elinden çıkar. Her ne kadar bazılarında sadece işin bir bölümü onlara ait olsa da, bazı işleri sadece onlar yapar. Ben de bu işleri yapmayı istiyorum ve eminim ki bu işleri gerçekten yapabilirim.
İstemek başarmanın yarısıysa ben çoktan başarmış olmalıydım! Fakat görünüşe bakılırsa başarmak bir yana, daha yola çıkamadım bile.
Şimdi böyle şeyler dediğim için burnumun büyük olduğunu, yada 'gereğinden fazla gaza geldiğimi' düşünebilirsiniz. Burnumun uzunluğu konusunda size bir şey söyleyemem, çünkü ben buradan sadece bir kısmını görebiliyorum. Fakat gaza gelmek konusunda söyleyebileceğim tek şey: 'Pedal takılı kaldı!'
İş ararken her zaman size akıl verecek birileri etrafta bulunur. Bu kötü bir şey değildir, hatta kendinizi motive etmek için bu kişiler iyi bir aracı olabilir. İstisnai durumlarda ise bu kişiler sizi hayattan koparabilir, iş aramayı bırakmanıza, sokaklarda dilenmenize, hatta kötü şeyler yapmanıza bile sebep olabilir. Biz istisnaları saymazsak, bu kişilere danışmak çoğu zaman sizi motive edeceği gibi size birçok konuda yardımcı olabilecek pratik bilgileri de öğretebilir. O kişiler sizden önce defalarca iş görüşmesine gitmiş olabilirler. Böylece size tecrübelerini, yaşadıklarını anlatarak sizin belki de onların yaptığı hatalardan sakınmanızı sağlayabilirler.
İş görüşmenize gittiğinizde sakin olmanızı, düzgün bir diksiyon ile konuşmanızı ve heyecanınıza kendinizi kaptırmamanızı söylerler. Doğrudur... çocuk gibi davranmak, oturduğunuz yerde devamlı kıpırdanmak pekte normal bir durum değildir. Aslında bu durum sokaklarda veya çeşitli yerlerde bizlere sorulan: '$1.000.000 a sahip olsanız, ne yapardınız?' sorusuna benziyor. Herkes şunu veya bunu yaparım diyebilir. Fakat eminim ki, hiç kimse o para eline geçtiği vakit dediklerinin hiçbirini yapmaz! Para, insanı psikolojik olarak tamamen değiştirebilen nadir fiziksel güçlerden biridir. Yani kısacası, terzi kendi söküğünü dikemez!
İş görüşmesine gittiğinizi, işveren üzerinde iyi bir etki bıraktığınızı ve her şeyin düzgün gittiğini varsayalım. İş görüşmesinde oldukça soğukkanlı, kararlı ve işine sadık bir görüntü çizdiğinizi de hesaba katalım. Böylece işvereni kendinize hayran bırakmış oluyorsunuz (Hayaller uzay gibidir. Sonsuzdur... Fakat hepsinin içi boştur). İşinizin ilk gününde bu çizgiyi koruyamazsanız işveren sizin hakkınızda önyargılı davranacaktır. çünkü ilk karşılaştığı o eşsiz kişilik tamamen farklı birisidir.
Bu senaryonun tamamen tersini düşünün. İş görüşmesinde doğal davrandığınızı, heyecanınızı zaman zaman koruyamayıp konuşma bozukluğu çektiğinizi, yabancı bir yerde baskı altında olduğunuz için davranışlarınızın düzensiz olduğunu varsayalım... İşveren bu kez tamamen doğal davrandığınız için sizi işe almaya karar verebilir (Hayaller ve yine hayaller!..) Böylece işinizin ilk gününde ortaya çıkabilecek tüm sakarlıklar doğal karşılanabilir. İşveren zaman içinde bunları atlatabileceğinize kanaat getirebilir.
Yukarıdaki iki örnek te gerçek dışı birer senaryodan ibaret. Fakat genel olarak işveren - işçi münasebetleri bu sınırlar içinde çok az farklılıklar göstererek sürer gider. Münasebetlerin iyi veya kötü sonuçlanması şans, deneyim, otokontrol ve sağlık gibi değişkenlere bağlıdır. Hepsi sizin elinizde gibi görünür, fakat bazen ipler elinizden kaçabilir... Buna en basit örnek, bu gün gittiğim (16 Nisan 2007) iş görüşmesini verebiliriz. GlaxoSmithKline isimli büyük bir eczacılık firmasına iş görüşmesine çağrılmıştım. Gittiğimde zaten benim hakkında bilgi sahibi olduklarını fakat biraz daha fazla bilgiyi ilk ağızdan duymak istediklerini belirttiler. Toplantı odasında geçen 7 veya 8 dakikadan sonra sonucun bana en geç 4 gün içinde netleşeceği açıklandı. Bence görüşmede hiçbir sorun yoktu. Tahmin ettiğim gibi sürdü ve tamamlandı.
İş görüşmesinden çıktığınızda her şey bitmiş, yaşamanın bir anlamı kalmamış gibi görünür. çok kısa bir süreliğine de olsa herkes böyle düşünür. Bu süre geçtikten sonra muhtemelen bindiğiniz ilk vasıtada sizi düşünceler alır. Yeni işinizi, iş arkadaşlarınızı veya yeni hayatınızı düşünürsünüz. İleride çok başarılı olacağınızı ve şirketin sayılı çalışanlarından olacağınızı düşünürsünüz. Güzel şeylerden sonra birden beyniniz size bir kötülük yapıp olumsuz nedenleri gözünüzün önünden geçirmeye başlar. Yanlışlar, eksiklikler ve azarlanmalar... Felaket senaryolarının en kötüsü kovulmaktır. İşte siz böyle karmaşık düşüncelere dalmışken inmeniz gereken durağı kaçırır yada taksi şoföründen inmeniz konusunda azar işitirsiniz...
Yazı o kadar dağıldı ki, hangi konudan bahsettiğimi yada neden bunu yaptığımı unuttum gitti. Galiba bunun sebebi son günlerde hayatıma dahil olan birisi. Aklımı fazlasıyla meşgul ettiği için sağlıklı düşünemiyor olabilirim. Sonuçta iş aramak detaylı ve ince detaylar üzerine kurulu bir yumak. Herkese böyle durumlarda şans ve başarılar diler, ayrıca eksik ve düzensiz bu yazı için özür dilerim.