Prensip dediğin basit bir kuraldır
Erman Aktan | Güncel
Çevremdeki insanların öve öve bitiremedikleri yeteneğimi biraz kullanmalıyım sanırım.
İnsan en başında kendi prensiplerini uygulama kararını verdiğinde, bazı noktalar belirlemek zorunda kalır. Bu noktalardan hiç bir zaman şaşmayacağına kendini ikna eder ve yola çıkar. Fakat asıl sorun belirlediği bu noktaların, zaten var olan ve kendi kontrolünde olmayan noktalarla çakışmasıyla başlar. Öncelikle durup düşünür. Mantıklı insan yanlışı ilk olarak kendinde, kibirli insan yanlışı etrafında ve zeki insan da büyük ihtimal ile yanlışı detaylı şekilde iki tarafta da araştırırdı. Bu yöntemlerin doğruluğunu tartışmayacağım.
Bu çakışmaların birinden kurtulup diğerine saplandığında, kişi taviz verme lüksüne sahip olduğunu düşünür. Fakat mantıklı kişi, prensiplerine bağlı kalmaya ikna olduğundan, her şeyden önce başka çıkış yollarını arar. Bulamadığında taviz verir. Çünkü taviz vermemek çevresiyle, kopmaması gereken doğayla ters düşmesi demektir. Kibirli insan etrafında aradığı hatayı mutlaka bulur. Kendi prensipleri kusursuz bir döngünün parçası olduğundan ve kendisi de 'neredeyse' kusursuz olduğundan hata yapması imkansızdır. Zaten kibirli olması bu kusursuzluk anlayışı ve mükemmelliğinden ileri gelir.
Gelelim zeki insana. Bende zeki bir insan gibi düşünecek 'zeka' olmadığından daha fazla analiz yapamayacağım. Fakat tahminimce, sahip olduğu zekayı ispatlayacak hareketlerde bulunur ve çevresindeki insanları hatasız olsalar bile zor duruma düşürürdü. Bu konuda keşke falan demiyorum. Ben mevcut zekacığımla mutluyum. Çünkü bu şekilde hep geride kaldım ve önümde koşan zeki insanların hatalarını detaylı bir şekilde gördüm. Ben sağ şeritte dikkatli ve yavaşça yürürken, sol şeritten koşmaya çalışan ve bunu yapmaya çalışırken taklalar atan, yoldan çıkan, hatta çok büyük kazalara uğrayan (Fakat zekalarıyla bu durumlardan kurtulan) o kadar çok zeki insan tanıdım ki.
Hani derler ya hata yapmadan öğrenilmez; işte ben de bu hatalardan çok şey öğrendim. hem de görerek!