Herhangi bir gün, herhangi bir yer

Erman Aktan | Kişisel

Fonda Roberto Carlos'un ünlü 'Lady Laura' şarkısı, önümde uçsuz bucaksız bir sahil ve sessizliğin kulak okşayan gürültüsü. Oturduğum eski püskü sandalye üzerindeki boyadan kurtulmak için silkinir halde. Az ilerde, ayaklarımı üzerine koyabileceğim bir mesafede duran şu yaşlı masa... Saygımdan dolayı ayaklarımı koymuyorum üzerine, çünkü muhtemelen benden çok daha yaşlı kendisi. Ayakları eski günlerde ünlü olan boğumlu desenleri ile ayakta tutuyor küçük ama sağlam tablayı. Tablanın üzerindeki çizgileri saymaya kalksam herhalde uzunca bir süre meşgul ederdi beni. Hemen yanımda bir palmiye, dallarında adını bile bilmediğim meyveler ile heybetli bir şekilde uzanıyor. Her nedense gölgesinde oturmak yerine, pırıl pırıl güneşin beni apaçık görebildiği bir yerde duruyorum. Ağacın gölgesi ile aramda birkaç metre mesafe var. Elimde gayet şık bir bardak ile soğuk bir içecek. İçerisinde ne olduğunu öğrenirsem muhtemelen içmekten vazgeçeceğim, o yüzden hiç umursamıyorum. Bu arada masanın üzerindeki ufak müzik çaları söylemeyi unuttum. Şarkı çoktan bitti ve küçük makina kasetin bittiğini haykırırcasına kuvvetli bir 'çat' sesi ile zıpladı yerinden, sonra da devriliverdi. 'Benim işim bitti yatıyorum' dercesine.

Hayal kurmak ne kadar zevkli değil mi? Hadi herkes işinin başına!